Burcu Özkan Güneç – Yoga Yaparken Katman Katman Dönüşüyoruz

Burcu Güneç – Can Mocamp

Didem Elif – Sevgili Burcu, biz seninle kızım Duru üç aylıkken katıldığım Aile Eğitimi’nde tanıştık. Yıllardır yogaya karşı ilgim olmamıştı. Hatta yogaya giden arkadaşlarıma Poga’ya gidiyor diye takılırdım. 🙂 Bugün yoga yapıyorsam bunda katkın çok büyük. Kafamdaki yargıyı kırdın her şeyden önce. Düşünüyorum da şimdi, tam olarak ne olduğunu bile bilmiyormuşum aslında. O yüzden benim gibiler için yoganın ne olduğunu ve ne olmadığını anlatarak başlayalım mı? Spor desen tam olarak bir spor değil, nedir Yoga? İnsanlar neden Yoga yapar?

Burcu Özkan Güneç – Yoga genel tanımı ile zihin-beden ve ruh bütünlüğüdür. Zihnimiz bir tarafta, ellerimizle yaptığımız iş başka tarafta ve kalbimiz bambaşka bir yerde olabiliyor. Bir düşünsene Duru bir yerden bir kolunu çekiştiriyor, diğer yandan işin ilgi alakanı istiyor; bölünüp parçalanıyoruz ve arada bir parçaları birleştirip fazlalıkları atıp; resetlenip veya akord olup devam etmek için yoga yapıyoruz aslında. Tabi çoğu insana sorsak farklı sebepler söylenebilir. Örneğin ben şahsen hissetmek derdim. Çoğu zaman sarsılmamak için zırhlar oluşturuyoruz. Kalkanımız tabi bizi evet koruyor belki ama aynı zamanda doğaya kendi özümüze bağlantımızı da engelleyebiliyor. Yeniden hissetmek, fark etmek. Özüne dönmek potansiyeline ulaşmak için önemli.

Burcu Güneç – Kaş Marina

Hızlı Bir Trenin İçindeymişiz Gibi Çalışıyor Zihnimiz

Didem Elif – Yoga her ne kadar fiziksel hareketler içerse de ruhani bir tarafı da var. Bu anlamda meditasyonun yogadaki yerinden bahsedebilir miyiz?

Burcu Özkan Güneç – Meditasyon, Nefes, Asana Yoga’nın araçları. Farklı boyutları diyebiliriz belki de. Özünün matruşka bebekleri gibi üst üste geçen katmanlarla sarmalandığını düşün. Hangisi sensin? Bir ben var benden içeri. Meditasyon; Asanalarla bedenin sıkışan yerlerini açtıktan sonra (zırhı çıkardıktan sonra) ve nefeslerle ruh bedeninde arındıktan sonra zihnini yavaşlatmak. Ancak o zaman yavaşlayabiliyorsun zaten. Düşün ki bir trende oturuyorsun. Manzara hep değişiyor, sen de izliyorsun. Biz işte gündelik hayatta hep hızlı bir zihinle düşünüyoruz. Evimizde otursak bile hızlı bir trenin içindeymiş gibi çalışıyor zihnimiz. Meditasyon; biraz düşünceleri yavaşlatarak, olduğumuz yerle zihni aynı hıza getirmek ve yeniden taze ve temiz bakabilmek, görebilmek, hatta idrak edebilmek için çok anlam ifade ediyor. Bazen önce meditasyon yapılıyor derslerde. Bana sorsan aslında hepsi meditasyon için. Bazen de asanalar ve nefes çalışmalarından sonra meditasyon yapılabilir. Hoş ben başta, ortada ve sonda yaptırabiliyorum. O günün tabiatına göre çalışıyoruz. Her gün kullandığımız gözlüklerimizin camını temizliyoruz bir nevi. Öyle de diyebiliriz.

Burcu Güneç öğrencisi ile

Yoga Pratik Yaparak Anlam Buluyor

Didem Elif – Genel gözlemim şu ki, yoga ile uğraşan insanların bir Hindistan sempatisi var. Hatta bazı insanlarda bunun çok tavan yaptığını görüyordum. Yogaya olan önyargım biraz da bundandı. Doğu kültürüne dair bir şeyler okumayı da çok seviyorum ama bir taraftan matematik sevdalısı ve batı kültüründen de beslenen biriyim. Benim kafam salt tek bir kültürü %100 alıp, diğerini hiçe saymayı reddediyor. Açıkçası seninle ilk çalışmaya başladığımızda salt tek bir kültürün izinde gibi hissetmedim kendimi, bu da bana çok iyi geldi. Bu konuda ne söylemek istersin?

Burcu Özkan Güneç – Elif’cim ben Hindistan’a gitmedim. Ha belki gidersem dönmem bir daha onu da bilemiyorum ama şöyle anlatayım. Yoga geleneği beş bin yıl öncelere dayanıyor ve hep aktarılarak bugünlere gelmiş. Doğuda böyle bu. Taa son 100 yıldır Krishnamacharya ile yazılmaya başlanmış. Yani bir batı zihin çalışmasıdır yazı. Dolayısıyla batı araçlarıyla aktarılmaya başlanmış. Benim yoğayı öğrendiğim yerde de, yine aynı geleneğin Desikachar’ın torunu (Gary Kraftsow – Vini Yoga Terapi) California’da modern tıp ile dededen öğrendiklerini harmanlayarak aktarıyor. Bu arada biliyorsun ben de Boğaziçi’nde mühendislik okudum. Yani iki kere iki dört eder gibi bazı yerlerden bakarak çok anlamaya çalıştım ve hala da böyle anlamak isteyen insanlara anlatma hevesim hep var (şu an ki gibi) ama şurası net; hani vardır ya anlatılmaz yaşanır diye. Gerçekten %20’den sonrası artık pratik yani %80’i bu işin pratik yaparak anlam buluyor. Hindistan’da içselleştirilmiş olduğunu hissediyorum bir çok şeyin ama yogadan faydalanmak için bir şekile şemale bürünmek, tütsü yakmak, sankritçe asana-poz isimlerini anlamak, ohm dövmesi yaptırmak gerekmiyor eğer sormak istediğin bu ise.

Burcu Güneç – Can Mocamp’ın bahçesinde

Hep Ya Kaç Ya Savaş Modunda Olmak Bizi Hasta Ediyor

Didem Elif – Evet aynen. Tam da bunu soruyorum. Benzer bir şekilde sen nasıl bende farklı bir bakış açısı yarattıysan yoga ile ilgili, sonrasında yoga yapmaya başlayıp nasıl faydalarını bizzat deneyimlediysem. Ben de zaten bu söyleşi vasıtasıyla yine batı araçlarını kullanarak, yogayı başkalarına aktarmak istiyorum. Aslında gerçek şu ki, yogayı bilenler ve yapanlar için değil de benim gibi önyargılı bakanlar için seninle özellikle bu konuları konuşalım istedim.

Biliyorum ki zaman zaman spesifik konular üzerine yoga çalışmaları yaptığın oluyor. Mesela alerjisi olanlara özel bir çalışma yaptın bir ara. Ayrıca hatırlarsan ben geçen sene çok öksürüyordum ve o dönem yogaya ara vermek istedim. Aynı ortamda yoga yapmaya gelmiş diğer insanları öksürük sesimle rahatsız etmek istemiyordum. Ayrıca rahat nefes alamadığım için yoga yapamadığımı düşünüyordum. Öksürüğüm geçsin öyle geleyim istedim. Oysa sen özellikle devam etmemi, yoganın öksürüğüme iyi geleceğini söyledin. Gerçekten de yoga yaptığım günlerin sonrasında kesinlikle kendimi öncesinden daha iyi hissediyorum. Yoganın aynı zamanda hastalıklarla baş etmemiz ile ilgili fayda sağlayan bir özelliği var öyleyse doğru mu? Böyle bir şey söyleyebilir miyiz?

Burcu Özkan Güneç – Benim öğrettiğim ViniYoga, zaten adaptasyon üzerine kurulu Yoga Terapi çalışmaları. Hepimizin ihtiyaçları farklı hatta zaman zaman aynı kişinin bile farklı ihtiyaçları oluyor. Hatta hepimizin sağ bedeni farklı, sol bedeni farklı. Şimdi böyle bakınca detaylanıyor zaten ve pratik ile rehberlik de tabi daha kişiselleşiyor. Nefes merkezli yaptığımız çalışmalarda sağlık durumuna göre ısınma ve soğuma gibi; kas gevşetmek gibi pozda kalarak fasyanın esnemesi ve sıralamalar önemli oluyor (Nasıl Ali Ayşe’yi seviyor demek başka Ayşe Ali’yi seviyor demek başka ise). Neyse çok detaya girmeyeyim. Alerjiden romatizmaya, diyabetten parkinsona; bel, boyun, omurga ile ilgili yapılan farklı çalışmalar ve derinleşmeler hep sinir sistemindeki sempatik ve parasempatik dengenin bozulması ile ilgili. Tabi ki bu hassasiyetle yapılan bir çalışma da; nezle, grip ne olursa olsun çalışma yapmak yapmamaktan daha iyi.

Genel olarak hep zırhla gezmek; sürekli bir sonraki adımı düşünmek, hep ya kaç ya savaş modunda olmak bizi hasta ediyor. Doğada böyle değil oysa ki. Aslan avını yer ve uyur bir sonrakini düşünmez. Biz bir kaç öğün sonrasını garanti altına alıyoruz hatta buzluklarımızı dolduruyoruz ama yine de huzursuzuz. Maymun zihin iş başında. İşte burada denge önemli. Akord önemli. Asana, Nefes, Meditasyon ile biraz durmak dinle-n-mek, dengele-n-mek önemli.

Kaş Marina

Motivasyon Önemli

Didem Elif – Biz tabi Kaş’ta yaşadığımız için, güzel havalarda marinada denize karşı ya da yeşilliğin içinde yoga yapma şansımız oluyor. Açıkçası bu beni oldukça olumlu etkiliyor. Oysa dışarda yaptığınızda dikkat dağıtacak ani sesler ya da görüntüler ortaya çıkabiliyor. Araba, çocuk ya da motor sesi gibi mesela. Ben bir şeye konsantre olduğumda dış dünyadan tamamen izole olurum bu yüzden seslerden rahatsız olmuyorum ama genel anlamda sormak istiyorum yoga yaptığımız mekan, aldığımız sonuç açısından ne kadar önemli ve etkili?

Burcu Güneç – Dışarda yoga yapmak her zaman daha ileri bir uygulama bence. Evet doğa bize yardımcı oluyor frekansımız daha çabuk değişiyor ve senin dediğin gibi motivasyon önemli. Diğer taraftan biz örneğin denizi izlemek üzere değil, denizi kullanarak kendi içimizi izlemek üzere bir pratik yapıyoruz. Aslında daha ileri çünkü içeriye ulaşmak daha engelli olabiliyor; dediğin gibi bir motor sesi veya kuş sesi yüzünden. Zamanla seçebiliyoruz tabi ama hayatın kendisi de izole veya inziva halinde yaşanmadığı için bizi daha iyi eğitiyor aslında. Kaş etrafındaki doğasıyla – kayalarındaki quartz içeriğiyle- ayrıca şifalı bir yer. Seviyoruz 🙂

Burcu Güneç – Kaş Marina

Olduğu Kadar

Didem Elif – Kayalarında quartz içeriği olduğunu bilmiyordum. Quartz taşının çünkü değişik bir özelliği var. Demek ki buranın büyülü enerjisi biraz da ordan geliyor. 🙂 Neyse o ayrı bir konu ama zihnimde bir ışık etkisi yarattığını söyleyebilirim bu bilginin. 🙂

Konuyu tekrar yogaya döndürürsem. Ben zaten yazan bir insan olduğum için yazmak benim için özümle bağlantı kurmaktır aynı zamanda. Dolayısıyla yogayla ilgili bana en iyi gelen kısmı bu olmadı. Yogaya ilk başladığım zaman vücudumun ne kadar katı olduğunu fark etmiştim, ki ortaokulda babam beni Güneş Sigorta’da voleybola vermişti. Lisede ise lisanslı olarak okul voleybol takımında oynadım. Gençliğimde aktif spor yapmış olmama rağmen hiç esnek değildim ve bu moral bozucuydu açıkçası. Senin hep söylediğin bir şey vardı:

“Hareketleri yapıp yapamadığına takılma. Olduğu kadarını yap.”

Nefes ile ilgili kısımlar için de hep bunu söylersin. Zamanla bizzat bedenimin esnediğini deneyimledim. Bir nevi kendimize dair var olan sınırlarımızı genişletiyoruz. Bu bana yaşamla ilgili de fikir veriyor. Açıkçası bu söyleşi hiç yoga yapmamış insanlara bir fikir versin istiyorum. Düzenli yapanlar zaten konuya yeterince hakim. O yüzden yogayı ne kadar sıklıkta yapmak gerektiğini de soracağım sana. Bir de ne kadar zaman sonra kişi evde tek başına yoga yapabilir hale geliyor acaba?

Burcu Özkan Güneç – Yoga yaparken esniyoruz evet ama güçleniyoruz da aynı zamanda arınıyoruz da nefes derinliğimiz değişiyor. Katman katman değişiyoruz/dönüşüyoruz. Bence özel bir amacımız yoksa (zayıflamak gibi, teröpetik bir semptomu azaltmak gibi veya hızlı bir değişime destek gibi) haftada bir yeterli. Biliyorsun ben her zaman evde yoga uygulamasına alan açacak şekilde anlatıyorum. Belki hemen değil çünkü kendi kendimizi incitmememiz için belirli bir farkındalık geliştirdikten sonra bazı uygun çalışmalara evde başlanabilir. Bu kişinin sağlık durumu (fıtıklarının olup olmaması örneğin) daha önce bedeni ile bir çalışma yapıp yapmamasına ve tabi kendi motivasyonuna bağlı. Bir yıl da sürebilir, 2-3 ay da sürebilir.

Kaş Marina

Çocuklar Daha Anne Karnında Yoga Pozları Yapıyorlar

Didem Elif – Hamile yogası, çocuk yogası, kahkaha yogası gibi bir çok alanda yoga çeşidi duyuyorum. Okuyucularımıza hamile ve çocuk yogalarının faydalarından da biraz bahsedebilir misin? Ayrıca hamilelikte hangi aydan itibaren yoga yapılabiliyor ve çocuklar en erken kaç yaşında yoga yapmaya başlayabilir? Son olarak buna değinebilir miyiz?

Burcu Özkan Güneç – Evet çok çeşitli yoga çeşitleri var. Herkesin bir vesileye ihtiyacı var belki. İlk üç aydan sonra yapılması önerilen hamile yogası kişinin biraz önce bahsettiğimiz değişim dönüşüm zamanında harika bir destek. Bir kere iki kişi için nefes alınan bir zaman dilimi. Özellikle ilk bebek için bir teslimiyet duygusuna alan açması için önemli. Yoga ile güven alan anne adayı; bebeğine yeni bir yatak, bebek arabası veya herhangi bir şeyden çok çok değerli bir hediye veriyor. Derin nefesler. Hızlı bir değişim içinde olan bedenine esneklik ve güç ile alan açmış oluyor. Bu süreç içerisinde gelişen bebeğe (ve kendine tabi), huzur (sinir sisteminin dengesi) sağlıyor.

Bu anne adayını; kaygıyla birlikte oluşabilecek nefes tutma alışkanlığı yerine, karşılaştırılamayacak kadar farklı bir hayat vermeye kadar götürebilir. Her anlamda çok değerli çünkü çocuk anne karnında her şeyi alıyor. Bir çok organdan önce omurga oluşuyor ve bebek yogada geçen lotus, yarım lotus gibi bir çok poza daha anne karnındayken giriyor. Bebeklikte ve erken çocuklukta doğal olarak içlerinden gelerek yani zaten yoga yapıyorlar yavrular. Önce hamilelikte Anne Bebek beraber yoga; doğumdan sonra 3 yaşa kadar yine Anne Çocuk yoga ve sonra artık anneden sağlıklı ayrılma ile 3-7 yaş Çocuk yogası kesinlikle tavsiye ediyorum. Çocukların gerginlikleri daha bedenlerine yerleşmeden atmalarına yardımcı oluyor çünkü. Aslında çocuklar okulda saatlerce oturuyorlar. Bağdaş bile kuramamaya başlıyorlar. Belki de bu yüzden 8-12 yaş çok gerekli bir aralık. Kim bilir vesile olsun bu farkındalık, ilk fırsatta bir sınıf açayım bu guruba. Çok teşekkürler.

Didem Elif – Ben teşekkür ederim Burcu’cum. 2019 yılının bittiği şu günlerde dilerim sohbetimizin başkalarına katkısı olsun.

Bir başka Likya Sohbetleri‘nde görüşmek üzere. Herkese mutlu yıllar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir